17.05.2026
Maden Hukuku
14 DK OKUMA
Madencilikte Kamu Yararının Ölçülmesi
Madencilik faaliyetlerinin hukuki meşruiyetinin temelinde yatan "kamu yararı" kavramı, Türk idare hukuku ve özellikle Danıştay içtihadı bakımından merkezi bir test ölçütü olmasına karşın, uygulamada büyük ölçüde niteliksel ve söylemsel bir tartışma alanı olarak kalmaktadır. Vergi ödendi, istihdam yaratıldı, döviz girdisi sağlandı türünden genel ifadeler, kavramın somut bir ölçüm çerçevesine kavuşturulamamış olmasının doğal sonucudur. Bu çalışma, altın madenciliği özelinde tartışmayı sayısal ve karşılaştırılabilir bir zemine taşıyabilmek amacıyla, kamuya açık finansal tablolardan ve faaliyet raporlarından elde edilebilen on iki temel değişkenden oluşan bir analiz çerçevesi önermektedir. Önerilen çerçeve; efektif vergi yükü, vergiden feragat oranı, devlet hakkı, gelir dağılımı, çevresel maliyet karşılıkları, madenin stratejik niteliği, nesiller arası adalet ve toplumsal rıza göstergeleri gibi birbirini tamamlayan boyutları tek bir analitik şemada birleştirmektedir. Çalışmanın temel iddiası, mevcut hukuki testin ancak bu tür ölçülebilir değişkenler üzerinden uygulanabilir hâle geleceği ve böylelikle idarenin takdir yetkisinin denetlenebilirliğinin artırılabileceğidir.
17.05.2026
Maden Hukuku
4 DK OKUMA
Maden Ruhsatlarının "Şart-İşlem" Niteliği ve Projeye Bağlı Yetki Rejimi
Türk hukuk sisteminde madenler, 1982 Anayasası’nın 168. maddesi uyarınca Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bu anayasal ilke, madenlerin mülkiyetinin Devletten ayrılmazlığını ifade etmekle birlikte, arama ve işletme haklarının belirli bir süreyle gerçek veya tüzel kişilere devredilmesine imkân tanımaktadır. Bu devir ve yetkilendirme sürecinin temel aracı olan "maden ruhsatı", idare hukuku doktrininde niteliği tartışılan, ancak modern teoride "şart-işlem" olarak konumlandırılan bir idari tasarruftur. Bu makalede, maden ruhsatının hukuki mahiyeti, klasik işlem tasnifindeki yeri ve ruhsatla verilen yetkinin "iç şart" olarak projeye bağlılığı analiz edilecektir.
02.05.2026
Maden Hukuku
31 DK OKUMA
KAMU MALLARI TEORİSİ ÇERÇEVESİNDE DOĞAL KAYNAKLARIN HUKUKİ SINIRLANMASI:
Bu çalışma, ilk bakışta birbirinden bağımsız görünen üç düzenleme alanının — deniz balıkçılığında av yasağı, madencilikte üretim sınırlaması ve Dünya Mirası rejiminin — paylaştığı ortak hukuki temeli kamu malları teorisi çerçevesinde inceler. Üç alan da, kaynağı kamusal nitelik taşıyan değerlerin korunmasına yönelik aynı doktriner zemine dayanır: ulusal düzeyde devletin hüküm ve tasarrufu, uluslararası düzeyde insanlığın ortak mirası ilkesi. Sürdürülebilirlik, çevre koruma ve kuşaklararası adalet ilkeleri ortak normatif çerçeveyi oluşturur.
27.04.2026
Maden Hukuku
8 DK OKUMA
Kurtuluş Parkı'nda Bir Direniş: Doruk Madencilik'te Hak Gaspları, Taahhüt İhlalleri ve Ruhsat Hukuku
Nisan 2026'nın ortasında, kimi 5 kimi 8 aydır maaşlarını alamayan Doruk Madencilik işçileri, Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinden Ankara'ya yaya yürüyüş başlattı. Dokuz günlük zorlu bir yürüyüşün ardından başkente ulaşan işçiler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde polis barikatıyla karşılaştı, gözaltına alındı; 14 saat sonra serbest bırakılarak Kurtuluş Parkı'nı direniş meydanına çevirdi. Başlayan açlık grevi kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Ancak bu direniş salt bir ücret alacağı davasının ötesindedir. Olayın arka planı incelendiğinde birbiriyle bağlantılı üç hukuki sorun alanı gün yüzüne çıkmaktadır: devlet güvenceli bir rödovans/devir sözleşmesinin sistematik biçimde çiğnenmesi; işletme projesinin ekonomik taahhütlerinden sapılması; ve bu ihlallerin 3213 sayılı Maden Kanunu kapsamındaki yaptırım mekanizmaları açısından ne anlam taşıdığı. Bu makale, söz konusu sorunları sistematik biçimde ele almaktadır.
23.04.2026
Maden Hukuku
2 DK OKUMA
19.04.2026
Maden Hukuku
5 DK OKUMA
Yer Kabuğundan Yararlanmanın Hukuki Sınırı: Madencilik Faaliyetlerinde ÇED Kararlarının Yargısal Denetimi
Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), pozitif hukuk düzleminde genellikle yalnızca bir idari usul veya yönetmelik detayı olarak telakki edilmektedir. Oysa ÇED, özü itibarıyla insanın yer kabuğundan yararlanma hakkının sınırlarını tayin eden ve bu müdahalenin meşruiyet zeminini kurgulayan temel bir hukuk müessesesidir. Bu çalışma, madencilik faaliyetlerindeki yargısal denetimi, tarihsel bir perspektif ve tıp hukuku analojisi üzerinden inceleyerek, Danıştay 8. Dairesi’nin güncel içtihatları ışığında bir sentez sunmayı amaçlamaktadır.